Anasayfa / Bilim / Canlılar Alemi ve Sınıflandırma Yöntemleri Nelerdir
canlılar alemi
canlılar alemi

Canlılar Alemi ve Sınıflandırma Yöntemleri Nelerdir

Biyolojik çeşitlilik ana hatlarıyla oluşmaya başladığı zaman diliminin uzun olması nedeniyle fosil kayıtları yetersizdir ve bu nedenle efsunk gruplar olan şubeler (filum ve divizyolar) içinde evrimsel ilişki ile alakalı çok azca kanıt vardır. Mantarların fotosentetik yeşil alglerden mi yoksa direkt heterotrofik organizmalardan mı geliştiği bilinmemektedir. Bazı protistaların (bir hücreli ökaryotlar) çok hücreli bitki veya çok hücreli hayvanlardan hangilerine daha yakın olduğu kati değildir.s4 300x99 300x99 - Canlılar Alemi ve Sınıflandırma Yöntemleri Nelerdir
Tekrar de, evrimleşmenin ana modellerine ilişkin bilgilerimiz yeterlidir ve dolaysıcaklıkyla insan tarafından meydana getirilen herhangi bir suni sınıflandırma sisteminin dayandığı mantıksal gruplandırma ve evrimsel ilişkiler, her zamankinden daha mantıklıdır. Yaşamın seceresi bir ağacı andırır. Azca sayıda ilk dal varlığını devam ettirebildi. Ilk dalların çoğu, özellikle sonraki dalların gölgesinde yok olup gitti. Bu anlama gelir ki daha yeni grupların yarattığı rekabet ortamı, eskilerini yok olmaya sürüklemiştir.
Bu kifayetsiz analoji, evrimsel ağacın başka türlü ilginç yanlarını açıklamaya destek sunar: birçok büyük grup, zamanımızda ortadan kalkmıştır; daha eski gruplar daha az yaşayan türe haiz olma eğiliminde iken, daha yeni gruplar genellikle daha fazla çeşitlilik gösterirler.
Bugün yaşayan organizma çeşitlerinin (devamlı gelişmiş formlar) yavaş ve sabit bir görünümde olduğu şeklindeki bir zamanların popüler görüşü, tamamen yanlıştır. Sınıflandırma için toplanmış olan organizma kolleksiyonları, belirgin olarak daha yeni şubelere doğru bir eğilimi gösterir. Bu asimetrinin mantıksal grupların oluşturulmasını iyi mi etkilediğini göreceğiz.
Ana organizma grupları arasındaki akrabalık ilişkilerinin dikkatsizlik edilmesi, bütün canlıları evren denen birkaç büyük kategorinin birine veya diğerine dahil etmeye yönelik eski çabaları hiç engellemez ve bugünde devam eden bu çabaların öyküsü, doğayı, müsait ve kullanışlı bir sistem içerisine yerleştirmenin ne kadar zor olduğunu göstermektedir.

canlılar alemi
canlılar alemi

En eski ve en yaygın kullanılan sınıflandırmalardan biri, sadece iki alem tanımlar- biri bitkiler alemi (plantae) ve diğeri hayvanlar (animalia) alemidir. Genellikle alışkın olduğumuz organizmalar sınıflandırıldığında bu iki evren sistemi iyi işlemiştir. Laf konusu olan küf ya da süngerler olunca iş birazcık daha zorlaşır. Bu tarz şeylerin her ikisi genel hayvan ya da nebat tanımına tam olarak uymamaktadır. çoğu biyolog yakın bir gelecekte dikkatlice bakılmış olduğunda klorofili olmamasına rağmen ekmek küfünün ne olursa olsun hayvanlardan çok bitkilere benzediğine inanmıştır. öte yandan hareketsiz ömür biçimlerine karşın, süngerlerin de bitkilerden ziyade hayvanlara daha çok benzediğine inandırmıştır.
Bakterilerin çok temel bir biçimde öteki birçok canlı formlarından farklı olduğu elektron mikroskobunun icadı ve hücresel yapı ile alakalı daha ayrıntılı çalışmaların yapılması ile açığa çıktı. öteki bütün organizmalar ökaryot iken bakteriler prokaryottur. Bakteriler alıştığımız gibi bitkiler alemi içine alınmasına rağmen, bu sınıflandırma günümüzde kabul görmemektedir.
Evrimsel ilişkiler, geleneksel olarak yapısal, kimyasal ve gelişimsel benzerliklerden çıkartılmıştır. şimdi artık direkt gen nükleotit dizilerinin karşılaştırılması da muhtemeldır. Bütün canlılar (virüsler hariç) ribozom içerdiklerinden, ribozomal rna’yı kodlayan diziler, alemler arası karşılaştırmalarda en sık kullanılan diziler olmuştur.
Teoriye bakılırsa en azından, iki türün rrna’ları arasındaki fark ne kadar efsunk ise, son olarak ortak atalarından bu yana geçen vakit o denli fazla olmuştur. öteki filogenetik mukayese şekilleri ile olduğu şeklinde, dizi karşılaştırmalarının direkt uygulanması ile meydana getirilen deneyler birfazlaca probleminin ortaya çıkmasına neden olmuştur; sadece yine de dizi mukayese teknikleri, evrimsel sürecin iyi mi işlediği konusunda efsunk katkılar sağlamışlardır.
Geleneksel nebat/hayvan ayırımının diğer önemli bir revizyonu, geleneksel olarak bitki olarak düşünülen fungusların (mantar, küf ve akraba grupların) biroldukça temel özellik bakımından bitkilerden farklı olduğunun anlaşılmasıdır. Birincisi, mantarlar fotosentetik değillerdir: harbiden, mantarlar heterotrof olduklarından bitkilerden çok hayvanlara benzerdirler. Ikincisi, temel hücre çeperi bileşeni selüloz olmadığından, hücre çeperinin kimyasal yapısı bakımından bitkilerden değişikdırlar. üçüncüsü çok hücreli değillerdir (hem nebat bununla beraber hayvanlardaki benzer biçimde); mantarların bitişik hücreleri arasında bir taksim varsa, bu taksim tam değildir ve dolaysıcaklıkyla sitoplazma dağılmıştır. Kısaca mantarlar, ayrı bir evrimsel inkişaf gösterir gibidir ve dizi karşılaştırmaları bu görüşü tamamen doğrular. Dolayısıyla, mantarları fungi adıyla ayrı bir evren olarak kabul edeceğiz.

Mantarları fungi şeklinde ayrı bir alem olarak ayırmak, üç farklı beslenme biçimini kullanma açısından -bitkilerce meydana getirilen fotosentetik ototrofluk, mantarlarca yapılan absorblamaya dayalı heterotrofizm ve hayvanlarca meydana getirilen ingestiv (yeme ile alma) heterotrofizm- düşünüldüğünde, yüksek organizasyonlu canlıların üç dallı evrimleşmesini anlamayı kolaylaştırır.
Zoologlar tarafınca sık sık kullanılan protozoa adlandırması, hayvan ve bitki olarak ayıran sınıflandırma yöntemini kullanan kişiler için sorun olmuştur. Bu konum özellikle flagellata olarak malum protozoanlar için geçerlidir. Bu canlıların “hayvan benzeri” canlılar olarak nitelendirilmesinin temel sebebi kamçılı olmasıdır. Ancak, euglena şeklinde bazı çeşitleri klorofil içermeleri ve fotosentez yapmaları anlamında mutlaka bitki olarak alınmalıdırlar.
Böylesi organizmalar nasıl sınıflandırılabilir? Muhtemellıklardan biri, bu formlardan klorofil bulunduranları nebat, bulundurmayanları hayvan olarak kabul etmek şeklinde bir kurala göre sınıflandırmaktır.
Varsayılan kurala bakılırsa sınıflandırıldığında, çok yakın akraba olan renkli ve renksiz formlar, farklı alemlere yerleştirileceklerdir. Ayrıca, hem yeşil renkli bununla birlikte renksiz alttürleri olan kamçı lı türleri vardır. önerilen kaide bu şeklinde formların sınıflandırılmasında yetersiz kalır ve uygar taksonominin amaçlarına -evrimsel akrabalıkların yansıtılmasına- ters düşer.
Seçilen kriter ne olursa olsun, birhücreliler düzeyinde nebat ve hayvanlar içinde net bir fark yapmak olanaksızdır. Bunun nedeni açıktır: birhücreli organizmalar (ve bazı çok hücreliler), özellikle “bitki” ya da “hayvan” olarak isimlendirmenin anlam ifade etmeyen olduğu evrimsel bir evrededirler -dünyaya gelenın yasaları insanların yüzeysel gruplandırmalarını zorla kabul etmez. En alt evrimsel seviyelerde, bitki ve hayvanlar arasındaki ayırım için şu söylenebilir: bitkiler, bitkileri çalışmış olduğunı söyleyenlerce (botanikçiler) çalışılan canlı varlıklardır ve hayvanlar, hayvanları çalışmış olduğunı söyleyenlerce (zoologlar) çalışılan canlı varlıklardır. Bu ayırmanın ima ettiği gibi, tuhaflık bunun esas olarak çok duyarlı olmasıdır. Birhücreli yeşil kamçılılar hem bitki hem de hayvan olarak sınıflandırılmaktadır. çünkü, yeşil kamçılılar hem botanikçiler bununla birlikte zoologlar tarafınca çalışılmaktadırlar ve botanikçiler alg olarak, zoologlar ise protozoanlar olarak isimlendirmektedirler.
Ancak, protozoanların bir grubunun üyeleri, herhangi bir öteki organizma çeşidinden bariz olarak farklıdırlar. Sitolojik kanıtlar ve şimdi sekans analizleri ile belirgin olarak ortaya konmuş olan birhücreli organizmaların üç farklı grubunun -archeamoeba, metamonodlar ve mikrosporidialar- her birinin ayrı bir evren içinde sınıflandırılacak kadar ayrı bulunduğunu ortaya koymaktadırlar. Bu mitokondri, endoplazmik retikulum ve golgi aygıtları yok fakat gerçek bir çekirdeğe sahiptirler. Efsunk bir olasılıkla bu organizmalar en ilkel ökaryotların kalıntılarından ayrı bir dal olarak ayrılmışlardır. Bunları n, archeozoa ismi ile ayrı bir alem olarak alınması yaygınlaştığından, biz de bu sınıflandırmayı izleyeceğiz.
Geriye kalan birhücreli ökaryotlar ve ilkel çok hücreliler, son zamanlarda daha çok yardımcı alan alternatif bir gruplandırma olarak öykaryot protista adı altında, ayrı bir alem halinde tanımlanmasıdır. Bu alemin sınırları farklı sınıflandırmalar arasında efsunk farklılıklar göstermektedir. Bazı sınıflandırmalarda protista alemi birhücreli organizmaları (monera dahil ya da hariç) içermektedir. Diğer sınıflandırmalarda, mantarları ve çok hücreli algleri içermektedir. Başka bir deyişle, protista, ara sıra, bütün yaşamları süresince bir hücreli olan organizmalarla sınırlıdır. Bazen vücut hücreleri birbirlerine nazaran farklılaşma göstermeyen nebat benzeri tüm organizmları içerecek şekilde genişler. Bu durumda protoctista ismi kullanılabilir.

canlılar alemi
canlılar alemi

Bütün sorunlu formlar protista adı altında ayrı bir küme olarak toplandığından, prostista’nın her iki kullanımı, nebat ve hayvanlar arasında aleni bir ayrım yapma pozitif yanlarını sağlamaktadır. Sadece, protistaları bir hücreli alglerle sınırlı tutan ilk kullanım, birhücreli algleri, yakın akraba öteki çok hücreli alglerden ayırır. Tüm algleri protista alemi içinde sınıflandırmak, sadece biryofitleri ve iletim demetli bitkileri bırakır. Bu yaklaşım, botanikçiler tarafından kabul edilmektedir. Ek olarak bu, yakın akraba olmayan tüm grupları -paramecium gibi silli protistalar, euglena gibi kamçılı protistler, cıvık mantarlar ve kahverengi algler- kombine gittiğinden, protista, filogenetik olarak anlam ifade etmeyen bir gruplamadır.
özet olarak, protista’nın her iki kullanımı, iki sistemli sınıflandırmanın doğasında bulunan bazı sorunlara benzer sorunlar getirir, hatta her ikisi yeni sorunlar doğurur. çözüm büyük bir muhtemellıkla protistleri üç ya da dört aleme ayırmak olacaktır. Protista şeklinde alındığında, bu sistem iki şekilde açıklanabilir: protistler, bitkiler, hayvanlar ve mantarların öncüllerini içeren, reel üç ayrı grup olarak kabul edilebilir veya protistler öteki ökaryotik alemler bağlarımsız şekilde oluşmadan önce ayrı bir dal olarak oluşmuşlardır. Ikinci senaryo dizi analizleri ile en iyi şekilde desteklenenidir. Kahverengi algleri (kahverengi alglerin karakteristiği olan oldukça farklı bir kloroplast ve klorofil c içeren öteki ökaryotik organizmaları) chromista denen ayrı bir alem olarak almak mevzusunda artan bir meyil vardır; dolaysıcaklıkyla büyük bir sıkıntılığu çözmektedir.
Aynı şekilde, bulamaç mantarları ayrı bir alem olarak almak için kanıtlar vardır. Fakat yaklaşımımız, daha çok kullanışlı veri edilene kadar, bulamaç mantarları protista’ya dahil etmek olacaktır (bazıları cıvık mantarları fungi alemine dahil etmelerine rağmen, dizi analizleri bu ilişkilendirmenin olası olmadığını gösterir). Kırmızı algler ve süngerler, bitki ve hayvan alemlerinin diğer üyelerine çok uzak akrabadırlar. Sırayla, ayrı alemler olarak almak uygun olabilir.
Bu irdelemenin başında söylemiş olduğimiz şeklinde, sınıflandırma sistemleri, ideal olarak uygun gruplamalar yapmak ve evrimsel akrabalıklara imlemek benzer biçimde iki amaca hizmet eden yapay insan düzenlemeleridir. Günümüz filumlarının evrimleşmeleri ile alakalı temel evrimsel modellere yine baktığımızda, sekiz alem sistemini (veya diğer bazı modelleri) katı bir evrimsel yaş temelinde kanıtlamaya çalışmış olduğumızda, kısa sürede evrimleşen çeşitliliğin baskınlığına yönelik kaçınılmaz eğilimin (kaçınılmaz çünkü daha yeni formlar kendisinden eski formları yok olmaya sürüklemişlerdir) problemler yarattığını görebiliriz.

canlılar alemi
canlılar alemi

Bu yaklaşımla, bazıları tarafından savunulmasına rağmen, alışılan yöntem, evrimsel yaşa karşılık gelen, çağdaş çeşitliliği vurgulayan bir yolu izlenmesi daha olası olmuştur. Sezgisel olarak (yahut bir ihtimal güzel duyu olarak) daha doyum edici neticeları destekliyor olsa da, bunun kendi içinde sorunları vardır. Bu yaklaşımın oluşturduğu alemlerin sayısı ve doğası, izlenen yolun dalları arasındaki uzaklıklara çok duyarlıdır.
Bir kez, minik bir değişim, süngerleri hayvanlardan ayırır yahut mantarları hayvanlarla aynı gruba sokan bu gözlemler göstermektedir ki, herhangi bir sınıflandırma sistemi bir hipotezdir ve değerli olup olmadıklarının aslolan testi, bu sınıflandırmaların, evrimsel akrabalıklarla uyumlu, uygun kategoriler oluşturma amacına ne kadar iyi hizmet ettiğidir.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]
Önceki Depresyonun 9 Tipi ve Belirtileri Nelerdir
Sonraki Osmanlı’da Batılılaşma Hareketleri Nelerdir

İlginizi Çekecek Bir İçerik Bulduk

obezite

Çocuklarda Obezite Riski Nedenleri

Aşırı kiloluluk sorunu olan çocukların yaşam tarzları incelendiğinde; çoğu zaman çok fazla kalori alan, yeterince …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir